1. Zıtlık / Karşıtlık Bağlaçları EN SIK
Kullanım: İki tam cümleyi bağlar. Cümlenin başında veya ortasında olabilir. Virgül istisnası: başta ise iki cümle arasına virgül konur.
Although + [özne + fiil], [özne + fiil].
[özne + fiil] although [özne + fiil].
DİKKAT: "Although" ile aynı cümlede "but" KULLANILMAZ. Sadece biri yeterlidir.
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
-
Although the patient completed the antibiotic course, the infection recurred within two weeks.
Hasta antibiyotik kürünü tamamlamasına rağmen enfeksiyon iki hafta içinde tekrarladı.
-
Although chemotherapy is toxic to healthy cells, it remains the standard treatment for many aggressive cancers.
Kemoterapi sağlıklı hücreler için toksik olmasına rağmen, birçok agresif kanser için standart tedavi olmayı sürdürmektedir.
-
Although aspirin thins the blood and reduces heart attack risk, it may cause gastrointestinal bleeding in elderly patients.
Aspirin kanı sulandırıp kalp krizi riskini azaltsa da, yaşlı hastalarda mide-bağırsak kanamasına yol açabilir.
-
The tumour appeared benign on imaging, although biopsy later revealed malignant cells.
Görüntülemede tümör iyi huylu görünmesine rağmen biyopsi sonradan malign hücreler ortaya çıkardı.
-
Although vaccination rates have risen, measles outbreaks continue in unvaccinated communities.
Aşılama oranları artmasına rağmen, aşısız topluluklarda kızamık salgınları devam etmektedir.
-
Although the brain damage in cerebral palsy is non-progressive, the neurological display may change with maturation.
Serebral palside beyin hasarı ilerlemese de nörolojik tablo olgunlaşmayla değişebilir. (YÖKDİL 2021/2, Soru 33)
-
Although insulin therapy controls blood glucose effectively, it does not cure the underlying cause of Type 1 diabetes.
İnsülin tedavisi kan şekerini etkin şekilde kontrol etse de Tip 1 diyabetin altta yatan sebebini iyileştirmez.
-
Although statins lower LDL cholesterol, some patients develop muscle pain as a side effect.
Statinler LDL kolesterolü düşürmesine rağmen bazı hastalarda yan etki olarak kas ağrısı gelişir.
-
Although global warming does not directly cause cholera, its effects may create an environment in which the disease can flourish.
Küresel ısınma doğrudan koleraya neden olmasa da etkileri hastalığın yayılabileceği bir ortam oluşturabilir. (YÖKDİL 2021/2, Soru 36)
-
Although antibiotics are life-saving drugs, their overuse has led to a global crisis of drug-resistant bacteria.
Antibiyotikler hayat kurtarıcı ilaçlar olmasına rağmen aşırı kullanımı ilaca dirençli bakterilerden oluşan küresel bir krize yol açmıştır.
Kullanım: "Although" ile aynıdır ama daha güçlü, daha şaşırtıcı bir zıtlık vurgusu yapar. "Even" burada "hatta, dahi" anlamı katar.
Even though + [özne + fiil], [özne + fiil].
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
-
Even though temperament is rooted in biology, children in the same family may have very different temperaments.
Mizaç biyolojiye dayansa bile aynı ailedeki çocukların mizaçları çok farklı olabilir. (YÖKDİL 2021/2, Soru 31)
-
Even though the patient had no family history of hypertension, his blood pressure was dangerously high.
Hastanın ailesinde hipertansiyon öyküsü olmamasına rağmen tansiyonu tehlikeli derecede yüksekti.
-
Even though the surgery was successful, recovery took nearly six months due to complications.
Ameliyat başarılı olmasına rağmen komplikasyonlar nedeniyle iyileşme neredeyse altı ay sürdü.
-
Even though the vaccine is 95% effective, breakthrough infections can still occur.
Aşı %95 etkili olmasına rağmen kırılma enfeksiyonları hâlâ görülebilir.
-
Even though she followed a strict diet, her cholesterol level remained elevated.
Sıkı bir diyet uygulamasına rağmen kolesterol seviyesi yüksek kalmaya devam etti.
-
Even though MRI is highly accurate, small metastases may still go undetected.
MR görüntüleme oldukça hassas olsa bile küçük metastazlar hâlâ tespit edilemeyebilir.
-
Even though smoking cessation was recommended, the patient continued to smoke a pack a day.
Sigarayı bırakması önerilmesine rağmen hasta günde bir paket içmeye devam etti.
-
Even though penicillin was discovered decades ago, it is still effective against many bacterial infections.
Penisilin onlarca yıl önce keşfedilmesine rağmen birçok bakteriyel enfeksiyona karşı hâlâ etkilidir.
-
Even though stem cell therapy shows promise, its clinical application remains limited.
Kök hücre tedavisi umut verici olsa da klinik uygulaması kısıtlı kalmaya devam etmektedir.
-
Even though the patient reported no symptoms, the lab results indicated a serious kidney dysfunction.
Hasta hiçbir belirti bildirmemesine rağmen laboratuvar sonuçları ciddi bir böbrek işlev bozukluğuna işaret ediyordu.
Kullanım: "Although"un daha kısa, günlük hali. Cümlenin sonunda da kullanılabilir; o zaman "gerçi, ama" anlamı verir.
Though + [cümle], [cümle]. / [cümle]. [cümle], though.
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
-
Though the drug is effective, its cost limits access for many patients.
İlaç etkili olsa da maliyeti pek çok hasta için erişimi kısıtlıyor.
-
Though radiotherapy shrinks the tumour, it cannot always eliminate every cancer cell.
Radyoterapi tümörü küçültse de her kanser hücresini yok edemeyebilir.
-
Ulcers generally affect adults over 30, though children can get them as well.
Ülserler genelde 30 yaş üstü yetişkinleri etkiler, gerçi çocuklarda da görülebilir. (YÖKDİL 2021/2, Soru 39/E)
-
Though coffee contains magnesium that could improve insulin secretion, its overall effect on diabetes is complex.
Kahve insülin salgısını iyileştirebilecek magnezyum içerse de diyabet üzerindeki genel etkisi karmaşıktır.
-
Though the patient survived the initial heart attack, a second one occurred within a year.
Hasta ilk kalp krizini atlatmış olsa da bir yıl içinde ikincisi meydana geldi.
-
Though physical therapy is essential after a stroke, many patients neglect it once symptoms improve.
İnme sonrası fizik tedavi çok önemli olsa da birçok hasta belirtiler düzelince ihmal ediyor.
-
The treatment worked. It was expensive, though.
Tedavi işe yaradı. Ama pahalıydı. (cümle sonu kullanımı)
-
Though the symptoms disappeared quickly, the underlying condition persisted.
Belirtiler hızla kaybolsa da altta yatan durum devam etti.
-
Though genetic testing can identify high-risk individuals, it cannot predict every disease outcome.
Genetik test yüksek riskli bireyleri belirleyebilse de her hastalık sonucunu öngöremez.
-
Though obesity increases the risk of many diseases, some obese individuals remain metabolically healthy.
Obezite birçok hastalık riskini artırsa da bazı obez bireyler metabolik olarak sağlıklı kalır.
Kullanım: İki farklı anlamı vardır! Cümle Tamamlama sorularında çoğunlukla zıtlık anlamındadır ("oysa"). Zaman anlamında "-iken" olarak kullanılır.
While + [özne + fiil], [özne + fiil].
Ayırt Etme: İki cümlede aynı özne ve aynı zaman varsa → zaman. Zıt anlamlı iki durum karşılaştırılıyorsa → zıtlık.
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
-
While excess sodium increases blood pressure, potassium eases tension in blood-vessel walls.
Fazla sodyum tansiyonu artırırken potasyum damar duvarındaki gerilimi azaltır. (YÖKDİL 2021/2, Soru 32 — zıtlık)
-
While deep brain stimulation helps epilepsy patients, it carries the risk of infection.
Derin beyin uyarımı epilepsi hastalarına yardımcı olurken enfeksiyon riski taşır. (YÖKDİL 2021/2, Soru 35 — zıtlık)
-
While the prevalence of high blood pressure has risen, treatments to limit its damage have also improved.
Yüksek tansiyon sıklığı artmışken hasarını sınırlayan tedaviler de gelişmiştir. (YÖKDİL 2021/2, Soru 40 — zıtlık)
-
The nurse monitored vital signs while the surgeon performed the operation.
Cerrah ameliyatı yaparken hemşire hayati bulguları takip etti. (zaman anlamı)
-
While antibiotics kill bacteria, they have no effect on viral infections.
Antibiyotikler bakterileri öldürürken virüsler üzerinde etkisizdir. (zıtlık)
-
The patient must fast while preparing for the blood glucose test.
Hasta kan şekeri testine hazırlanırken aç kalmalıdır. (zaman)
-
While Type 1 diabetes usually appears in childhood, Type 2 typically develops in adults.
Tip 1 diyabet genellikle çocuklukta ortaya çıkarken Tip 2 tipik olarak yetişkinlikte gelişir. (zıtlık)
-
While some vaccines require multiple doses, others provide lifelong immunity with a single shot.
Bazı aşılar birden fazla doz gerektirirken diğerleri tek dozla ömür boyu bağışıklık sağlar. (zıtlık)
-
The heart rate dropped suddenly while the patient was under anaesthesia.
Hasta anestezi altındayken kalp atım hızı aniden düştü. (zaman)
-
While chronic pain is often invisible, its impact on quality of life is profound.
Kronik ağrı çoğu zaman görünmez olsa da yaşam kalitesine etkisi derindir. (zıtlık)
Kullanım: "While"ın sadece zıtlık anlamındaki karşılığıdır. İki durumu doğrudan karşılaştırır. Resmî yazı dilinde tercih edilir.
[cümle], whereas [cümle]. / Whereas [cümle], [cümle].
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
-
Caffeinated coffee reduces blood glucose, whereas decaffeinated coffee does not have the same effect.
Kafeinli kahve kan şekerini düşürür, oysa kafeinsiz kahvenin aynı etkisi yoktur. (YÖKDİL 2021/2, Soru 41)
-
Arteries carry oxygenated blood, whereas veins carry blood back to the heart.
Atardamarlar oksijenli kanı taşırken toplardamarlar kanı kalbe geri taşır.
-
Viruses require a host to replicate, whereas bacteria can reproduce independently.
Virüsler çoğalmak için bir konakçıya ihtiyaç duyar, oysa bakteriler bağımsız üreyebilir.
-
Benign tumours grow slowly, whereas malignant tumours often spread aggressively.
İyi huylu tümörler yavaş büyür, kötü huylu tümörler ise sıklıkla agresif şekilde yayılır.
-
Aspirin acts as a blood thinner, whereas paracetamol has no such effect.
Aspirin kan sulandırıcı olarak etki eder, oysa parasetamolün böyle bir etkisi yoktur.
-
Acute pain lasts a short time, whereas chronic pain persists for months or years.
Akut ağrı kısa süreliyken kronik ağrı aylar veya yıllar boyu sürer.
-
Insulin lowers blood sugar, whereas glucagon raises it.
İnsülin kan şekerini düşürürken glukagon yükseltir.
-
Antibiotics target bacterial infections, whereas antivirals fight viral infections.
Antibiyotikler bakteriyel enfeksiyonları hedef alırken antiviraller viral enfeksiyonlarla savaşır.
-
The right lung has three lobes, whereas the left lung has only two.
Sağ akciğerin üç lobu varken sol akciğerin yalnızca ikisi vardır.
-
Some patients tolerate chemotherapy well, whereas others experience severe side effects.
Bazı hastalar kemoterapiyi iyi tolere ederken diğerleri ciddi yan etkiler yaşar.
Kullanım: İki AYRI cümleyi bağlar. Kendinden önce nokta veya noktalı virgül, kendinden sonra virgül gelir. "But"un resmi karşılığı.
[cümle 1]. However, [cümle 2].
[cümle 1]; however, [cümle 2].
DİKKAT: "However" iki cümleyi tek başına birleştirmez! Öncesinde nokta veya noktalı virgül şarttır.
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
-
Years ago stress was thought to cause ulcers. However, H. pylori bacteria are now known to be responsible.
Yıllar önce ülsere stresin neden olduğu düşünülüyordu. Ancak şimdi H. pylori bakterisinin sorumlu olduğu biliniyor. (YÖKDİL 2021/2, Soru 39)
-
The initial diagnosis was pneumonia. However, further tests revealed tuberculosis.
İlk tanı zatürre idi. Ancak ileri testler tüberkülozu ortaya çıkardı.
-
Statins effectively lower cholesterol; however, they may cause muscle pain in some patients.
Statinler kolesterolü etkin biçimde düşürür; ancak bazı hastalarda kas ağrısına neden olabilir.
-
The vaccine is safe. However, mild fever and fatigue are common side effects.
Aşı güvenlidir. Bununla birlikte hafif ateş ve yorgunluk yaygın yan etkilerdir.
-
Surgery is the primary treatment; however, radiotherapy is often required afterwards.
Cerrahi birincil tedavidir; ancak sonrasında sıklıkla radyoterapi gerekir.
-
Antibiotics were prescribed. However, the patient's symptoms did not improve.
Antibiyotik reçete edildi. Ancak hastanın belirtileri düzelmedi.
-
MRI provides detailed images. However, it cannot be used on patients with pacemakers.
MR ayrıntılı görüntüler sunar. Ancak kalp pili olan hastalarda kullanılamaz.
-
The tumour was small. However, it had already spread to nearby lymph nodes.
Tümör küçüktü. Bununla birlikte yakındaki lenf düğümlerine çoktan yayılmıştı.
-
Diet and exercise can control Type 2 diabetes. However, most patients eventually need medication.
Diyet ve egzersiz Tip 2 diyabeti kontrol edebilir. Ancak çoğu hasta zamanla ilaca ihtiyaç duyar.
-
The drug showed promising results in trials. However, long-term side effects remain unknown.
İlaç denemelerde umut verici sonuçlar gösterdi. Ancak uzun vadeli yan etkileri hâlâ bilinmiyor.
Kullanım: Konuşma diline daha yakın, iki eşdeğer cümleyi virgülle bağlar. Cümle Tamamlama sorularında bazen ek zıt bilgi verir.
[cümle 1], but [cümle 2].
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
-
COPD occurs as a consequence of cigarette smoking, but exposure to industrial toxins might be held responsible as well.
KOAH sigara içmenin sonucu olarak ortaya çıkar, ancak endüstriyel toksinlere maruz kalmak da sorumlu tutulabilir. (YÖKDİL 2021/2, Soru 37)
-
The wound was small, but it required stitches to prevent scarring.
Yara küçüktü, ama iz kalmasını önlemek için dikiş gerekti.
-
The patient felt better, but the follow-up X-ray showed persistent inflammation.
Hasta iyi hissetti, ama kontrol röntgeni kalıcı iltihabı gösterdi.
-
Painkillers relieve symptoms, but they do not treat the underlying cause.
Ağrı kesiciler belirtileri hafifletir ama altta yatan sebebi tedavi etmez.
-
Antibiotics are effective against bacteria, but they are useless against viruses.
Antibiyotikler bakterilere karşı etkilidir ama virüslere karşı işe yaramaz.
-
The vaccine reduces severe illness, but it does not fully prevent infection.
Aşı ciddi hastalığı azaltır ama enfeksiyonu tamamen engellemez.
-
Surgery removed the tumour, but chemotherapy was still recommended.
Ameliyat tümörü aldı ama yine de kemoterapi önerildi.
-
The test result was negative, but symptoms strongly suggested the disease.
Test sonucu negatifti ama belirtiler hastalığa güçlü şekilde işaret ediyordu.
-
The drug is cheap, but it can cause serious liver damage.
İlaç ucuzdur, ama ciddi karaciğer hasarına neden olabilir.
-
The treatment was effective, but the recovery period was long and painful.
Tedavi etkiliydi, ama iyileşme süreci uzun ve ağrılıydı.
Kullanım: "But"a benzer ama daha vurgulu ve şaşırtıcı bir zıtlık ifade eder. "Buna rağmen, yine de" anlamı taşır.
[cümle 1], yet [cümle 2].
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
-
The disease is rare, yet its impact on affected families is devastating.
Hastalık nadir görülür, yine de etkilenen aileler üzerindeki etkisi yıkıcıdır.
-
The patient followed every instruction, yet the condition worsened.
Hasta her talimatı yerine getirdi, yine de durumu kötüleşti.
-
Aspirin is over a century old, yet it remains one of the most prescribed drugs.
Aspirin yüz yılı aşkın bir ilaç, yine de en çok reçete edilen ilaçlardan biri olmaya devam ediyor.
-
The tumour appeared inoperable, yet the surgeon successfully removed it.
Tümör ameliyat edilemez görünüyordu, ama cerrah onu başarıyla çıkardı.
-
The virus is highly contagious, yet most cases remain mild.
Virüs oldukça bulaşıcıdır, yine de vakaların çoğu hafif seyretmektedir.
-
The disease has been studied for decades, yet its exact cause is unknown.
Hastalık onlarca yıldır araştırılıyor, yine de kesin sebebi bilinmiyor.
-
The therapy is expensive, yet demand continues to rise.
Tedavi pahalıdır, yine de talep artmaya devam etmektedir.
-
Vaccines save millions of lives, yet vaccine hesitancy remains widespread.
Aşılar milyonlarca hayat kurtarır, yine de aşı tereddüdü yaygın olmayı sürdürmektedir.
-
The patient looked healthy, yet the scan revealed advanced disease.
Hasta sağlıklı görünüyordu, yine de tarama ilerlemiş bir hastalık ortaya çıkardı.
-
Antibiotic resistance is well-documented, yet overprescription continues in many countries.
Antibiyotik direnci iyi belgelenmiştir, yine de birçok ülkede aşırı reçetelendirme sürmektedir.
Kullanım: "Although" ile aynı anlamı verir AMA yapısı farklıdır. Arkasına cümle DEĞİL, isim veya fiil+ing gelir.
Despite + [isim / V+ing], [cümle].
In spite of + [isim / V+ing], [cümle].
ÖNEMLİ HATA: "Despite of" YANLIŞTIR. Ya "despite" ya "in spite of" olur. "Despite the fact that + cümle" ise doğru bir kalıptır.
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
-
Despite aggressive treatment, the cancer continued to spread.
Agresif tedaviye rağmen kanser yayılmayı sürdürdü.
-
In spite of the high dosage, the medication failed to control the seizures.
Yüksek doza rağmen ilaç nöbetleri kontrol edemedi.
-
Despite being fully vaccinated, some individuals still contract the disease.
Tam aşılı olmasına rağmen bazı bireyler hastalığa hâlâ yakalanmaktadır.
-
In spite of years of research, no cure has been found for Alzheimer's disease.
Yıllardır süren araştırmalara rağmen Alzheimer hastalığına çare bulunamadı.
-
Despite her healthy lifestyle, the patient developed early-stage lung cancer.
Sağlıklı yaşam tarzına rağmen hastada erken evre akciğer kanseri gelişti.
-
Despite the fact that the drug is expensive, it is widely used in oncology.
İlaç pahalı olmasına rağmen onkolojide yaygın olarak kullanılmaktadır.
-
In spite of having no family history, the man developed hereditary hemochromatosis.
Aile öyküsü olmamasına rağmen adamda kalıtsal hemokromatoz gelişti.
-
Despite low complication rates, informed consent is always required before surgery.
Düşük komplikasyon oranlarına rağmen ameliyattan önce daima bilgilendirilmiş onam gereklidir.
-
In spite of the negative test result, the physician ordered further examinations.
Negatif test sonucuna rağmen hekim ileri tetkikler istedi.
-
Despite receiving CPR promptly, the patient could not be resuscitated.
Anında CPR yapılmasına rağmen hasta canlandırılamadı.
Kullanım: "However"a çok yakın ama daha güçlü, daha resmi. Bir bilgiyi verdikten sonra "yine de..." diyerek tersini söyler.
[cümle 1]. Nevertheless, [cümle 2].
[cümle 1]; nonetheless, [cümle 2].
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
-
The side effects are unpleasant. Nevertheless, the drug remains the best option available.
Yan etkileri hoş değildir. Yine de ilaç mevcut en iyi seçenek olmayı sürdürmektedir.
-
Antibiotic resistance is rising. Nonetheless, new antibiotics continue to be developed.
Antibiyotik direnci artmaktadır. Yine de yeni antibiyotikler geliştirilmeye devam etmektedir.
-
The prognosis was poor. Nevertheless, the patient survived and made a full recovery.
Prognoz kötüydü. Buna rağmen hasta hayatta kaldı ve tamamen iyileşti.
-
The surgery is risky. Nonetheless, it offers the only chance of long-term survival.
Cerrahi risklidir. Yine de uzun vadeli sağkalım için tek şansı sunmaktadır.
-
The vaccine is not 100% effective. Nevertheless, it significantly reduces mortality.
Aşı %100 etkili değildir. Yine de ölüm oranını önemli ölçüde azaltmaktadır.
-
Early symptoms are often ignored. Nonetheless, early detection saves lives.
Erken belirtiler sıklıkla göz ardı edilir. Yine de erken teşhis hayat kurtarır.
-
The treatment is experimental. Nevertheless, the family agreed to proceed.
Tedavi deneyseldir. Buna rağmen aile devam etmeyi kabul etti.
-
Physical therapy is time-consuming. Nonetheless, it is essential after joint replacement.
Fizik tedavi zaman alır. Yine de eklem protezinden sonra vazgeçilmezdir.
-
Genetic testing has limitations. Nevertheless, it can identify high-risk individuals early.
Genetik testin sınırları vardır. Yine de yüksek riskli bireyleri erken teşhis edebilir.
-
The trial had a small sample size. Nonetheless, its findings were consistent with earlier studies.
Deneyin örneklem büyüklüğü küçüktü. Yine de bulguları önceki çalışmalarla tutarlıydı.
Kullanım: İki farklı bakış açısını veya iki karşıt durumu karşılaştırmak için. Genellikle önce bir yönü belirtir, sonra bu ifadeyle diğer yönü verir.
[cümle 1]. On the other hand, [cümle 2].
[cümle 1]. In contrast, [cümle 2].
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
-
Painkillers offer quick relief. On the other hand, long-term use may cause dependence.
Ağrı kesiciler hızlı rahatlama sağlar. Öte yandan uzun süreli kullanım bağımlılığa yol açabilir.
-
Vaccines prevent disease. In contrast, antibiotics treat existing infections.
Aşılar hastalığı önler. Buna karşılık antibiyotikler mevcut enfeksiyonları tedavi eder.
-
Surgery removes the tumour immediately. On the other hand, radiotherapy takes weeks to complete.
Cerrahi tümörü anında çıkarır. Öte yandan radyoterapinin tamamlanması haftalar sürer.
-
Type 1 diabetes is autoimmune. In contrast, Type 2 is largely related to lifestyle.
Tip 1 diyabet otoimmün kaynaklıdır. Buna karşılık Tip 2 büyük ölçüde yaşam tarzına bağlıdır.
-
CT scans use radiation. On the other hand, MRI relies on magnetic fields.
BT taramaları radyasyon kullanır. Öte yandan MR manyetik alanlara dayanır.
-
Acute pain warns of tissue damage. In contrast, chronic pain may persist long after healing.
Akut ağrı doku hasarını haber verir. Buna karşılık kronik ağrı iyileşmeden çok sonra da sürebilir.
-
Beta blockers slow the heart rate. On the other hand, stimulants can accelerate it.
Beta blokerler kalp atım hızını yavaşlatır. Öte yandan uyarıcılar hızlandırabilir.
-
Blood pressure rises with stress. In contrast, meditation tends to lower it.
Kan basıncı stresle yükselir. Buna karşılık meditasyon onu düşürme eğilimindedir.
-
Antibiotics work quickly. On the other hand, antifungal drugs often require prolonged treatment.
Antibiyotikler hızlı etki eder. Öte yandan antifungal ilaçlar sıklıkla uzun süreli tedavi gerektirir.
-
Older patients recover slowly from surgery. In contrast, younger patients often heal within days.
Yaşlı hastalar ameliyattan yavaş iyileşir. Buna karşılık genç hastalar sıklıkla günler içinde iyileşir.