Artikeller (Articles) Rehberi — YÖKDİL Sağlık

a / an / the / Ø — Cloze test ve cümle tamamlama sorularının vazgeçilmezi. 6 kategori, tüm kural setleri, tıp diliyle 250+ örnek.

← Artikeller Konusuna Dön

Artikel Sistemi — Genel Bakış

Altın Kural: İsim ilk kez mi geçiyor yoksa daha önce belirlenmiş mi? İlk kez → a/an; belirli → the; genel/soyut/çoğul → Ø. Ayrıca a/an seçimi YAZIM DEĞİL, SES'e göre yapılır: an hour (sessiz h), a university (/juː/ sesli h ama /j/ ünsüzü ile başlar).

A/An The Zero Sabit Kalıplar Coğrafya Özel Durumlar
1. A / An — Belirsiz Artikel FIRST MENTION
Bir şeyden ilk kez bahsederken, hangi tekilinden bahsettiğimiz belirsizken kullanılır. Sadece tekil ve sayılabilir isimlerle kullanılır.
a herhangi bir (ünsüz sesle başlayan) consonant sound
Kullanım: Sonraki kelime ünsüz SESLE başlıyorsa "a" kullanılır. Yazımla değil sesle karar verilir!
a + [ünsüz sesle başlayan isim/sıfat]
DİKKAT: a university (yazımı sesli ama sesi /juː/ ile başlar → ünsüz gibi); a European; a one-year study (/wʌn/).
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. The patient developed a severe allergic reaction to the antibiotic.Hasta, antibiyotiğe karşı ciddi bir alerjik reaksiyon geliştirdi.
  2. The physician recommended a low-sodium diet for the hypertensive patient.Hekim, hipertansif hastaya düşük sodyumlu bir diyet önerdi.
  3. The study proposed a new treatment protocol for type 2 diabetes.Çalışma, tip 2 diyabet için yeni bir tedavi protokolü önerdi.
  4. The nurse identified a possible medication error before it caused harm.Hemşire, zarar vermeden önce olası bir ilaç hatasını tespit etti.
  5. The hospital purchased a state-of-the-art MRI machine last year.Hastane, geçen yıl son teknoloji bir MR cihazı satın aldı.
  6. The child was diagnosed with a rare congenital heart defect.Çocuğa nadir görülen konjenital bir kalp kusuru tanısı kondu.
  7. The vaccine provides a significant reduction in mortality among children.Aşı, çocuklarda mortalitede belirgin bir azalma sağlar.
  8. The surgeon performed a complex procedure lasting more than eight hours.Cerrah, sekiz saatten uzun süren karmaşık bir işlem gerçekleştirdi.
  9. Following the surgery, the patient required a lengthy rehabilitation period.Ameliyattan sonra hasta uzun bir rehabilitasyon dönemine ihtiyaç duydu.
  10. The lab technician observed a universal marker of inflammation in the blood.Laboratuvar teknisyeni kanda evrensel bir enflamasyon belirteci gözlemledi.
an herhangi bir (sesli sesle başlayan) vowel sound
Kullanım: Sonraki kelime sesli SESLE başlıyorsa "an" kullanılır. Kısaltmalarda telaffuzu izle: an MRI (/em/), an X-ray (/eks/).
an + [sesli sesle başlayan isim/sıfat]
DİKKAT: an hour, an honest doctor, an honour (sessiz h); an MRI, an X-ray, an ECG (kısaltma /em/, /eks/, /iː/ ile başlar).
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. The physician ordered an MRI scan to investigate the persistent headaches.Hekim, sürekli baş ağrılarını araştırmak için bir MR taraması istedi.
  2. The patient waited nearly an hour before being seen by the on-call doctor.Hasta, nöbetçi hekim tarafından muayene edilmeden önce neredeyse bir saat bekledi.
  3. The child was suffering from an ear infection that had been left untreated.Çocuk, tedavi edilmemiş bir kulak enfeksiyonundan muzdaripti.
  4. The nurse performed an emergency tracheotomy in the ambulance.Hemşire, ambulansta acil bir trakeotomi işlemi gerçekleştirdi.
  5. The tumour was described as an unusual variant of a common cancer.Tümör, yaygın bir kanserin sıra dışı bir varyantı olarak tanımlandı.
  6. The specialist requested an ECG to check for arrhythmias.Uzman, aritmi kontrolü için bir EKG istedi.
  7. The patient was placed under an honest, evidence-based treatment plan.Hasta, dürüst ve kanıta dayalı bir tedavi planı altına alındı.
  8. The trial identified an increased risk of stroke in elderly participants.Deneme, yaşlı katılımcılarda inme riskinde bir artış tespit etti.
  9. The lab technician detected an X-linked genetic disorder in the sample.Laboratuvar teknisyeni örnekte X'e bağlı bir genetik bozukluk tespit etti.
  10. The dose was reduced by an average of thirty percent in older patients.Doz, yaşlı hastalarda ortalama yüzde otuz oranında azaltıldı.
a / an — meslek, sınıflandırma meslek belirtirken zorunlu classifying
Kullanım: Bir kişinin mesleğini, rolünü veya bir şeyin türünü söylerken a/an zorunludur.
be + a/an + [meslek / tür]
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. She is a paediatric cardiologist with over twenty years of experience.Yirmi yılı aşkın deneyime sahip bir çocuk kardiyologudur.
  2. He works as a radiographer in the imaging department.Görüntüleme bölümünde bir radyografi teknikeri olarak çalışıyor.
  3. She was an internationally renowned oncologist.Uluslararası üne sahip bir onkologdu.
  4. Diabetes is a chronic metabolic disorder.Diyabet, kronik bir metabolik bozukluktur.
  5. Asthma is a respiratory condition affecting the airways.Astım, hava yollarını etkileyen bir solunum yolu rahatsızlığıdır.
  6. He became a qualified surgeon after ten years of training.On yıllık eğitimin ardından uzman bir cerrah oldu.
  7. She is an intensive-care nurse at a large teaching hospital.Büyük bir eğitim hastanesinde bir yoğun bakım hemşiresidir.
  8. Rheumatoid arthritis is an autoimmune disease.Romatoid artrit, otoimmün bir hastalıktır.
  9. Aspirin is a widely used analgesic.Aspirin, yaygın olarak kullanılan bir ağrı kesicidir.
  10. Hepatitis B is a viral infection of the liver.Hepatit B, karaciğerin viral bir enfeksiyonudur.
a / an — sıklık ve oran -de bir, per anlamında frequency / per
Kullanım: "Per" (başına) anlamında sıklık ve oran ifadelerinde: twice a day, 3 times a week, 100 mg a day.
[sayı/sıklık] + a/an + [zaman/birim]
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. The medication should be taken twice a day, morning and evening.İlaç sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez alınmalıdır.
  2. The patient should drink at least two litres of water a day.Hasta günde en az iki litre su içmelidir.
  3. Dialysis sessions are held three times a week.Diyaliz seansları haftada üç kez yapılır.
  4. Blood pressure should be measured at least once a month.Kan basıncı ayda en az bir kez ölçülmelidir.
  5. Insulin is administered four times a day in this regimen.Bu rejimde insülin günde dört kez uygulanır.
  6. The clinic sees approximately two hundred patients a week.Klinik haftada yaklaşık iki yüz hasta görür.
  7. The recommended dose is 500 mg a day for adults.Yetişkinler için önerilen doz günde 500 mg'dır.
  8. Vaccinations are offered once a year for at-risk groups.Risk grupları için aşılamalar yılda bir kez yapılır.
  9. Physiotherapy sessions occur twice a week for six weeks.Fizyoterapi seansları altı hafta boyunca haftada iki kez yapılır.
  10. Screening tests are recommended every two years for adults over fifty.Tarama testleri elli yaş üstü yetişkinlere iki yılda bir önerilir.
2. The — Belirli Artikel SPECIFIC
Konuşan ve dinleyenin hangi nesneden bahsedildiğini bildiği durumlarda kullanılır. Tekil, çoğul ve sayılamayan isimlerle kullanılabilir.
the — daha önce bahsedilmiş o, belirli olan second mention
Kullanım: Bir isim daha önce cümlede geçtiyse, ikinci kez geçtiğinde the alır. İlk kez a/an → sonra the.
İlk kez: a/an [isim] → Sonra: the [isim]
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. A patient arrived with chest pain. The patient was immediately taken to the ECG room.Bir hasta göğüs ağrısıyla geldi. Hasta hemen EKG odasına alındı.
  2. The clinic acquired a new ultrasound machine. The machine is used for prenatal scans.Klinik yeni bir ultrason cihazı aldı. Cihaz prenatal taramalar için kullanılıyor.
  3. A rare tumour was found in the child. The tumour was surgically removed the next day.Çocukta nadir bir tümör bulundu. Tümör ertesi gün cerrahi olarak çıkarıldı.
  4. A drug was approved last month. The drug is now being distributed nationwide.Geçen ay bir ilaç onaylandı. İlaç şimdi ülke çapında dağıtılıyor.
  5. The nurse gave the patient an injection. The injection contained a mild sedative.Hemşire hastaya bir enjeksiyon yaptı. Enjeksiyon hafif bir yatıştırıcı içeriyordu.
  6. A new vaccine has been developed. The vaccine is highly effective against multiple strains.Yeni bir aşı geliştirildi. Aşı, birden fazla suşa karşı oldukça etkili.
  7. A wound was cleaned and dressed. The wound healed completely within two weeks.Bir yara temizlenip pansumanı yapıldı. Yara iki hafta içinde tamamen iyileşti.
  8. Doctors identified a rare virus. The virus was later found in three other patients.Doktorlar nadir bir virüs tespit etti. Virüs daha sonra üç başka hastada da bulundu.
  9. A clinical trial began in January. The trial involves 500 participants across five hospitals.Ocak ayında bir klinik deneme başladı. Deneme, beş hastanede 500 katılımcıyı içeriyor.
  10. A new symptom emerged during treatment. The symptom disappeared after dose adjustment.Tedavi sırasında yeni bir semptom ortaya çıktı. Doz ayarlamasından sonra semptom kayboldu.
the — tek ve eşsiz olanlar bir tane olan şey unique
Kullanım: Tek olan, herkesin bildiği eşsiz nesneler ve kavramlar için: the sun, the world, the government, the environment, the immune system.
the + [eşsiz varlık / sistem / organ]
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. Vitamin D is produced by the body through exposure to the sun.D vitamini, güneşe maruz kalma yoluyla vücut tarafından üretilir.
  2. The immune system defends the body against pathogens.Bağışıklık sistemi, vücudu patojenlere karşı savunur.
  3. The World Health Organization declared the outbreak a pandemic.Dünya Sağlık Örgütü, salgını pandemi olarak ilan etti.
  4. The heart pumps approximately 5 litres of blood every minute.Kalp, her dakika yaklaşık 5 litre kan pompalar.
  5. The brain requires a constant supply of oxygen and glucose.Beyin, sürekli oksijen ve glukoz kaynağına ihtiyaç duyar.
  6. The nervous system controls all conscious and unconscious functions.Sinir sistemi tüm bilinçli ve bilinçsiz işlevleri kontrol eder.
  7. Global vaccination reduced the incidence of measles dramatically.Küresel aşılama, kızamık görülme sıklığını çarpıcı biçimde azalttı.
  8. The respiratory system is particularly vulnerable in premature infants.Solunum sistemi, prematüre bebeklerde özellikle savunmasızdır.
  9. The government invested billions in the new national health scheme.Hükümet, yeni ulusal sağlık planına milyarlarca lira yatırım yaptı.
  10. Damage to the environment has been linked to a rise in respiratory disease.Çevreye verilen zarar, solunum yolu hastalıklarındaki artışla ilişkilendirilmiştir.
the — of/that/which ile belirlenmiş tümcecikle sınırlandırılmış post-modified
Kullanım: İsim bir "of" öbeği, ilgi cümleciği veya belirtici bir sözcükle sınırlandırıldığında the alır.
the + [isim] + of/that/which... [belirtici]
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. The cause of the infection remains unknown despite extensive testing.Kapsamlı testlere rağmen enfeksiyonun nedeni bilinmemektedir.
  2. The patient who was admitted last night is recovering well.Dün gece yatırılan hasta iyi iyileşiyor.
  3. The risk of postoperative infection has been significantly reduced.Ameliyat sonrası enfeksiyon riski belirgin biçimde azaltıldı.
  4. The treatment that was recommended by the specialist proved highly effective.Uzmanın önerdiği tedavi son derece etkili olduğunu kanıtladı.
  5. The incidence of stroke has fallen sharply over the past decade.İnme görülme sıklığı son on yılda keskin biçimde düşmüştür.
  6. The researchers who conducted the study reported unexpected findings.Çalışmayı yürüten araştırmacılar beklenmedik bulgular bildirdi.
  7. The effect of the new drug on liver enzymes is still being investigated.Yeni ilacın karaciğer enzimleri üzerindeki etkisi hâlâ araştırılmaktadır.
  8. The number of hospital admissions rose sharply during the outbreak.Salgın sırasında hastane yatışlarının sayısı keskin biçimde arttı.
  9. The spread of the virus was contained through mass vaccination.Virüsün yayılması, toplu aşılama yoluyla önlendi.
  10. The data collected in the trial confirmed the drug's efficacy.Denemede toplanan veriler ilacın etkinliğini doğruladı.
the — üstünlük ve sıralar en, ilk, son, tek, aynı superlative / ordinal
Kullanım: Üstünlük derecesi (the most, the best), sıra sayıları (the first, the second), only, same, next, last kelimeleri her zaman the alır.
the + [most/best/first/only/same/next/last/superlative]
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. Early diagnosis offers the best chance of a successful outcome.Erken tanı, başarılı bir sonuç için en iyi şansı sunar.
  2. She was the first surgeon to perform this procedure in Turkey.Bu prosedürü Türkiye'de gerçekleştiren ilk cerrah oldu.
  3. This is the most common cause of respiratory failure in the elderly.Bu, yaşlılarda solunum yetmezliğinin en yaygın nedenidir.
  4. The nurse gave the same dosage as the previous shift.Hemşire önceki vardiyadaki aynı dozu verdi.
  5. Cancer is the second leading cause of death worldwide.Kanser dünya çapında ölümlerin ikinci önde gelen nedenidir.
  6. The only effective treatment for this condition is stem cell therapy.Bu durum için tek etkili tedavi kök hücre tedavisidir.
  7. Vitamin C is the most widely studied antioxidant.C vitamini en yaygın çalışılan antioksidandır.
  8. The physician performed the last operation of his career yesterday.Hekim, kariyerinin son ameliyatını dün gerçekleştirdi.
  9. The next appointment is scheduled for two weeks from today.Sonraki randevu bugünden itibaren iki hafta sonrasına planlandı.
  10. The highest recorded temperature in this patient was 40.5°C.Bu hastada kaydedilen en yüksek sıcaklık 40.5°C idi.
the flu / the plague / the measles belirli hastalıklar common illnesses with THE
Kullanım: Bazı yaygın hastalıklar geleneksel olarak the alır: the flu, the measles, the mumps, the chickenpox, the plague, the common cold. Ancak resmi tıbbi hastalık adları (cancer, diabetes, hepatitis) genellikle artikelsizdir.
the + [geleneksel hastalık adı]  /  Ø + [resmi hastalık adı]
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. He caught the flu after visiting the crowded emergency ward.Kalabalık acil servisi ziyaret ettikten sonra gribe yakalandı.
  2. Vaccination has almost eliminated the measles in most developed countries.Aşılama, gelişmiş ülkelerin çoğunda kızamığı neredeyse yok etmiştir.
  3. Cancer is often silent in its early stages.Kanser, erken evrelerinde çoğu zaman sessiz seyreder.
  4. Diabetes affects millions of people worldwide.Diyabet dünya çapında milyonlarca kişiyi etkiler.
  5. The patient developed pneumonia following major surgery.Hasta, büyük bir ameliyatın ardından zatürre geliştirdi.
  6. Historically, the plague killed a third of Europe's population.Tarihsel olarak veba, Avrupa nüfusunun üçte birini öldürdü.
  7. Older adults are especially at risk of catching the flu each winter.Yaşlı yetişkinler her kış gribe yakalanma riski açısından özellikle yüksektir.
  8. Hepatitis B is transmitted through blood and body fluids.Hepatit B kan ve vücut sıvılarıyla bulaşır.
  9. Asthma affects both children and adults.Astım hem çocukları hem yetişkinleri etkiler.
  10. Symptoms of the common cold usually resolve within a week.Nezle belirtileri genellikle bir hafta içinde geçer.
3. Zero Article (Ø) — Artikelsiz Kullanım
Bazı durumlarda hiçbir artikel kullanılmaz. Bu YÖKDİL'in en zor cloze test tuzağıdır.
Ø — genel çoğul isimler genel anlamda çoğul general plural
Kullanım: Bir sınıfın tamamından genel olarak bahsederken artikel kullanılmaz. Doctors are respected. (Genelde doktorlar); The doctors are here. (Belirli doktorlar).
Ø + [çoğul isim] (genel/soyut anlamda)
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. Nurses play a crucial role in patient care.Hemşireler hasta bakımında hayati bir rol oynar.
  2. Antibiotics should not be prescribed for viral infections.Antibiyotikler viral enfeksiyonlar için reçetelenmemelidir.
  3. Vaccines save millions of lives each year.Aşılar her yıl milyonlarca hayat kurtarır.
  4. Patients with diabetes require regular monitoring.Diyabetli hastalar düzenli takip gerektirir.
  5. Children are more susceptible to certain infections than adults.Çocuklar bazı enfeksiyonlara yetişkinlerden daha yatkındır.
  6. Doctors are trained to make difficult decisions under pressure.Doktorlar baskı altında zor kararlar almak üzere eğitilir.
  7. Viruses cannot survive outside a host cell for long.Virüsler bir konak hücre dışında uzun süre hayatta kalamaz.
  8. Hospitals must comply with strict infection control protocols.Hastaneler katı enfeksiyon kontrol protokollerine uymak zorundadır.
  9. Elderly patients often experience multiple chronic conditions.Yaşlı hastalar sıklıkla birden fazla kronik durum yaşar.
  10. Symptoms of the disease vary widely from person to person.Hastalık belirtileri kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir.
Ø — sayılamayan / soyut isimler genel anlamda soyut kavram uncountable
Kullanım: Sayılamayan (water, blood, oxygen) ve soyut (research, health, knowledge) kavramlar genel anlamda artikelsiz kullanılır.
Ø + [sayılamayan / soyut isim]
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. Research has shown that early screening saves lives.Araştırmalar erken taramanın hayat kurtardığını göstermiştir.
  2. Blood flows through the arteries under high pressure.Kan, atardamarlarda yüksek basınç altında akar.
  3. Sleep is essential for immune function.Uyku, bağışıklık işlevi için hayati önem taşır.
  4. Nutrition plays a central role in recovery from illness.Beslenme, hastalıktan iyileşmede merkezi bir rol oynar.
  5. Stress can worsen many chronic conditions.Stres birçok kronik durumu kötüleştirebilir.
  6. Oxygen is delivered to tissues via haemoglobin.Oksijen dokulara hemoglobin aracılığıyla iletilir.
  7. Health is often shaped by lifestyle choices.Sağlık çoğu zaman yaşam tarzı seçimleriyle şekillenir.
  8. Exercise reduces the risk of cardiovascular disease.Egzersiz, kardiyovasküler hastalık riskini azaltır.
  9. Information about side effects must be shared with the patient.Yan etkiler hakkındaki bilgiler hastayla paylaşılmalıdır.
  10. Water is essential for the human body to function.Su, insan vücudunun işlev görmesi için hayati önem taşır.
Ø — kurum, öğün, ulaşım amaç için gidilen yer institutional use
Kullanım: Kurum amacına uygun kullanılıyorsa artikel almaz: go to hospital (hasta olarak); go to the hospital (ziyaretçi olarak). Ayrıca öğünler ve ulaşım araçlarında ("by car, by train"): artikelsizdir.
Ø + [amaca uygun kullanılan kurum / öğün / ulaşım aracı]
KARIŞTIRMA: "at school" (öğrenci olarak) ≠ "at the school" (belirli okulda). "In hospital" (İngiliz) / "in the hospital" (Amerikan) küçük farklılıklar gösterir.
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. She has been in hospital for over a week now.Bir haftadan fazla süredir hastanede yatıyor.
  2. The physician arrives at work by 7 a.m. every day.Hekim her gün saat 7'ye kadar işe varır.
  3. Blood glucose typically rises after breakfast.Kan şekeri tipik olarak kahvaltıdan sonra yükselir.
  4. Medication should be taken with lunch to reduce stomach irritation.İlaç, mide tahrişini azaltmak için öğle yemeğiyle alınmalıdır.
  5. The patient returned home from hospital after two weeks.Hasta iki hafta sonra hastaneden eve döndü.
  6. Nurses often skip dinner during busy night shifts.Hemşireler yoğun gece vardiyalarında sıklıkla akşam yemeğini atlar.
  7. The ambulance transferred the patient to hospital immediately.Ambulans hastayı derhal hastaneye nakletti.
  8. Children begin routine vaccinations at school around the age of five.Çocuklar rutin aşılamalara okulda beş yaş civarında başlar.
  9. The clinic can be reached by bus or car.Kliniğe otobüs veya arabayla ulaşılabilir.
  10. Postoperative patients are advised to eat small portions at breakfast, lunch and dinner.Ameliyat sonrası hastalara kahvaltı, öğle ve akşam yemeğinde küçük porsiyonlar yemeleri önerilir.
4. Sabit Kalıplar (Fixed Expressions)
Ezberlenmesi gereken artikel kalıpları. Kural çıkarmak zor olabilir; tekrar tekrar örnekle öğren.
in the morning / afternoon / evening sabahleyin, öğleden sonra, akşamleyin time of day + THE
Kullanım: Günün belirli zamanları the alır. AMA at night, at noon, at midnight artikelsizdir!
in the + [morning/afternoon/evening]  |  at + [night/noon/midnight]
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. Blood pressure tends to peak in the morning.Kan basıncı genellikle sabah yükselme eğilimindedir.
  2. Insulin is administered in the evening for overnight coverage.İnsülin gece boyu koruma için akşam uygulanır.
  3. Nurses on the ward switch shifts at noon.Servisteki hemşireler öğlen vardiya değiştirir.
  4. The patient was found unresponsive at night.Hasta gece yanıt vermez halde bulundu.
  5. Wound dressings are usually changed in the afternoon.Yara pansumanları genellikle öğleden sonra değiştirilir.
  6. Emergency admissions often peak at midnight.Acil yatışlar sıklıkla gece yarısı zirveye ulaşır.
  7. The medication should be taken twice daily, once in the morning and once in the evening.İlaç günde iki kez, biri sabah biri akşam alınmalıdır.
  8. Asthma symptoms often worsen at night.Astım belirtileri sıklıkla geceleri kötüleşir.
  9. The consultant visits the ward in the afternoon.Danışman uzman servisi öğleden sonra ziyaret eder.
  10. The child's temperature was highest in the evening.Çocuğun ateşi akşam en yüksek düzeydeydi.
the heart / the liver / the brain (organlar) tıp dilinde organlar organs — THE
Kullanım: Tıp dilinde organlar (genel anlamda insan vücudundaki) genellikle the ile kullanılır: the liver, the kidneys, the pancreas, the heart.
the + [organ adı — genel anlamda]
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. The liver plays a central role in detoxification.Karaciğer, detoksifikasyonda merkezi bir rol oynar.
  2. Diabetes damages the kidneys over many years.Diyabet, yıllar içinde böbreklere zarar verir.
  3. The heart pumps blood through the entire body.Kalp, tüm vücuda kan pompalar.
  4. Stress can affect the brain in measurable ways.Stres beyni ölçülebilir biçimlerde etkileyebilir.
  5. The pancreas produces insulin and digestive enzymes.Pankreas, insülin ve sindirim enzimleri üretir.
  6. The spleen filters old red blood cells from the circulation.Dalak, dolaşımdan eski kırmızı kan hücrelerini süzer.
  7. Damage to the lungs is common in long-term smokers.Akciğerlere verilen zarar, uzun süredir sigara içenlerde yaygındır.
  8. The stomach produces acid to aid digestion.Mide, sindirime yardımcı olmak için asit üretir.
  9. Alcohol is metabolised primarily by the liver.Alkol öncelikle karaciğer tarafından metabolize edilir.
  10. Radiation therapy can affect the thyroid gland.Radyoterapi tiroid bezini etkileyebilir.
the + sıfat (grup) yaşlılar, hastalar, yoksullar group — THE + ADJ
Kullanım: Bir sıfatı grup adı olarak kullanmak için başına the gelir: the elderly, the sick, the poor, the injured, the disabled. Çoğul fiil alır.
the + [sıfat] → grup ismi (çoğul anlamlı)
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. The elderly are particularly vulnerable to influenza.Yaşlılar özellikle gribe karşı savunmasızdır.
  2. Healthcare services must reach the poor as effectively as the wealthy.Sağlık hizmetleri zenginlere olduğu kadar yoksullara da etkili şekilde ulaşmalıdır.
  3. The injured were transferred to a specialised trauma centre.Yaralılar özel bir travma merkezine nakledildi.
  4. Special provisions must be made for the disabled in hospital design.Hastane tasarımında engelliler için özel düzenlemeler yapılmalıdır.
  5. The sick require dignity as much as effective treatment.Hastalar, etkili tedavi kadar onura da ihtiyaç duyar.
  6. The homeless face significantly worse health outcomes.Evsizler belirgin biçimde daha kötü sağlık sonuçlarıyla yüzleşir.
  7. The young tolerate anaesthesia better than the elderly.Gençler yaşlılardan daha iyi anestezi tolere eder.
  8. The chronically ill often require lifelong medical support.Kronik hastalar sıklıkla ömür boyu tıbbi destek gerektirir.
  9. Preventive care is especially important for the elderly.Önleyici bakım özellikle yaşlılar için önemlidir.
  10. Vaccination priority is often given to the immunocompromised.Aşılamada öncelik sıklıkla bağışıklığı zayıflamış olanlara verilir.
5. Coğrafya, Kurumlar ve Özel Adlar
YÖKDİL'in en tuzaklı bölgesi. Bazı ülkeler ve kurumlar the alır, bazıları almaz.
Genel Kural:
  • the alır: nehirler, denizler, okyanuslar, dağ sıraları, çoğul ülkeler (the Netherlands, the USA), kurum adları (the WHO)
  • Ø: tekil ülkeler (Turkey, France), şehirler (Istanbul), tek dağlar (Mount Everest), göller (Lake Van), kıtalar (Africa)
Ülkeler ve Uluslararası Kurumlar coğrafi ve kurumsal adlar geography
Kullanım: Çoğul veya "of" içeren ülkeler (the USA, the UK, the Netherlands, the Republic of X), federasyonlar, uluslararası kurumlar the alır.
the + [çoğul ülke / kurum]; Ø + [tekil ülke / şehir]
🩺 Tıp Diliyle 10 Örnek
  1. The WHO declared the outbreak a global public health emergency.DSÖ, salgını küresel bir halk sağlığı acil durumu ilan etti.
  2. Cancer research in the USA is largely funded by the NIH.ABD'de kanser araştırmalarının çoğu NIH tarafından finanse edilir.
  3. Public health in Turkey improved significantly in the past two decades.Son yirmi yılda Türkiye'de halk sağlığı belirgin biçimde iyileşmiştir.
  4. The UK's National Health Service provides universal care.Birleşik Krallık'ın Ulusal Sağlık Hizmeti evrensel bakım sunar.
  5. Medical training in France is highly competitive.Fransa'da tıp eğitimi son derece rekabetçidir.
  6. The European Union has harmonised many medical regulations.Avrupa Birliği pek çok tıbbi düzenlemeyi uyumlu hale getirmiştir.
  7. Istanbul houses some of Turkey's largest teaching hospitals.İstanbul, Türkiye'nin en büyük eğitim hastanelerinden bazılarına ev sahipliği yapar.
  8. Malaria remains endemic across much of Africa.Sıtma, Afrika'nın büyük bölümünde endemik kalmaya devam etmektedir.
  9. The Netherlands has one of the most efficient healthcare systems in Europe.Hollanda, Avrupa'nın en verimli sağlık sistemlerinden birine sahiptir.
  10. Vaccination coverage varies widely between India and the Philippines.Aşılama kapsamı Hindistan ile Filipinler arasında büyük farklılıklar gösterir.
6. Sık Sınavda Çıkan Özel Durumlar
Bu kalıplar cloze test sorularının favorileridir. Herbirini örneklerle ezberle.
Kalıp Kural Örnek
The number ofBelirli → THEThe number of cases has doubled.
A number of"birçok" → AA number of studies confirm this.
Play + sporØ artikelShe likes to play tennis.
Play + enstrümanTHEHe plays the piano.
By car / by trainØ artikelgo to work by car
In the car / on the trainBelirli → THEShe is in the car now.
Go to school / hospitalAmaç → ØHe was taken to hospital.
Go to the school / hospitalBelirli yer → THEVisit the hospital tomorrow.
At home / at workØ artikelShe is at home resting.
The + adjectiveGrup adıThe elderly, the poor
Ø + hastalıkModern adlarcancer, diabetes, hepatitis
The + hastalıkGeleneksel adlarthe flu, the measles, the plague
Twice a daySıklık → ATake it twice a day.
Twice the amountKatı → THEtwice the recommended dose
Man / woman (genel)Ø artikelMan depends on nature.
YAYGIN HATA UYARILARI:
  • "in hospital" (yatan hasta) ≠ "in the hospital" (hastanenin binasında)
  • "at school" (öğrenci) ≠ "at the school" (belirli okulda ziyaretçi)
  • "the same" doğru; "same" tek başına yanlış: the same dose
  • "a few / a little" (biraz — olumlu) ≠ "few / little" (az — olumsuz)
  • "an hour" (sessiz h) ≠ "a hospital" (h okunuyor)
  • "an MRI" (M harfi /em/ sesli) ≠ "a University" (U harfi /juː/ ünsüz)
  • "the number of" (belirli sayı — TEKİL fiil) ≠ "a number of" (bir dizi — ÇOĞUL fiil)
Cloze test refleksleri:
  • İsim arkasında "of/that/which" varsa → THE olma ihtimali yüksek
  • Sıfat "most/best/first/only/same" ise → THE zorunlu
  • Genel çoğul veya soyut isim ise → Ø artikel
  • Meslek/sınıflandırma ise → A/AN zorunlu
  • Kısaltmalar (MRI, ECG, X-ray) → SES'e bak, yazıma değil
  • "twice/three times a day/week" → A zorunlu